E-ISSN: 2619-9467

Cover    
Year 2006 - Volume 16 - Issue 4

Open Access

Peer Reviewed

EDITORIALS
1099 Viewed

Editorials
Sayı Editöründen


Article Language: TR
Copyright Ⓒ 2020 by Türkiye Klinikleri. This is an open access article under the CC BY-NC-ND license (http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0/)
Değerli meslektaşlarım,

Bu yılın tatil sezonunu bitirmek üzereyiz. Pek çoğumuz yeniden görevlerine döndüler. Planlanan çalışmalara kaldıkları yerden devam ediliyor. Yeni hedefler, yapılacak işler tekrar tekrar gözden geçiriliyor. Bunların hepsini sizler çok iyi biliyorsunuz. Burada benim üzerinde durmak istediğim ve sizlerle paylaşmak istediğim başka bir konu var.

Bilindiği gibi sizlerden bir kısmınız, özellikle öğretim üyeleri, şefler, üniversite dışında bulunan profesör ve doçentler, tıbbi dergilerimizin bilimsel kurullarını oluşturuyorsunuz.

Dergilerimize gönderilen makalelerimizi randomize olarak ilgili olan hocalarımıza incelemeleri için gönderiyoruz. Jinekoloji Obstetrik dergimizin makale incelemeleri tamamen bilgisayar ortamında yapılmaktadır. Bunu açıklayacak olursak: Postadan gelen evrak, zarf açmak, yazı yazmak, yeniden postalamak gibi dertler yok. Yapılması gereken; gelen iletiyi açıp gerekli formatta incelemeyi, gelen adrese elektronik olarak geri göndermek. Hepsi bu kadar. Bir makalenin incelenmesi, gerektiğinde internetten makale tarama da dahil olmak üzere taş çatlasa yarım saati bile almaz.

Hal böyleyken danışma kurulumuzdan gelen yanıtlara bir bakalım:
1. İzindeyim inceleyemeyeceğim. Gelen iletilerine her gün bakıyorsun ama!
2. Yoğun işlerim nedeniyle cevap veremiyorum. Müthiş bir kanser tadavisi üzerinde çalışıyor, başını kaşıyacak zamanı bile yok, yakında açıklanır, belki Nobel'e bile aday gösterirler, haydi hayırlısı.
3. İlgi alanım dışında. Zaten biz de danışmanlarımıza sık sık madencilik ya da edebiyat yazılarını gönderiyoruz, incelesin diye. Aslında araştırıcılar, konuyla ilgili tüm kaynakları taramışlar. Bakılacak olan istatistik ile ilgili veya bilimsel olarak büyük yanlışlıklar var mı dır.

Makale bilimsel olarak tıbbımıza bir şeyler katıyor mu? Yoksa tavşanın suyunun suyu misali, bilinenlerin yüz birinci kez tekrarı mı?

Gelen makaleleri ön incelemeden sonra hiç bekletmeden seçilen danışmanlara gönderiyoruz. Dergide yayınlanması dileğiyle bizlere makale gönderen genç meslektaşlarımız, olumlu bir yanıt almak için sabırsızlıkla bekliyorlar. Eskiden sık sık yayın sekreterlerinden yazılarının durumlarını sorarlardı. Şimdi ise internetten günlük olarak izliyorlar. Onların heveslerini kırmaya, onların ümitlerini ve beklentilerini söndürmeye hiç mi hiç hakkımız yok. Elimizde öyle makaleler var ki, gönderilen 10 danışmandan bile zamanında yanıt alınanamamış durumda.

Yine de olumlu veya olumsuz yanıt gönderenleri kutluyorum.

Bir de bilimsel kurullarda hiç görev almayanlar, görev alsalar da hiçbir makalenin incelenmesine katkıda bulunmayanlar var. Onlara ne demeli bilemiyorum. Değişik toplantılarda, kongrelerde, sık sık kendilerinin bilimsel kurullara alınmadığından yakınanların bir kısmı, maalesef üyelik önerileri nedeniyle kendilerine gönderilen ileti ya da mektuplara bile cevap vermeye üşeniyorlar.

Belirli aşamalardan hepimiz geçtik, sınavları geçen titr sahibi oluyor. Açıkçası tekkeyi bekleyen herkes er ya da geç derviş oluyor.

Doçent, Profesör, Şef ya da Şef yardımcısı olmaktan daha da önemlisi, edinilen ünvanların korunması ve hakkının verilmesidir.
Camiada, kendi kurumunun dışında kimsenin tanımadığı pek çok ünvanlı meslektaşımız yok mu dur?

Ünvanlar alındı bir kere, gerisi Allah kerim. Ver elini muayenehane, laboratuar. Yıl üç yüz altmış beş gün hasta peşinde.

Arkadaşlar, sözüm daha çok belirli görevleri üstlenmesi gerekenlere: Lütfen görevlerinizi hakkınca yapınız. Elde ettiğiniz ünvanlarınızın arkasına saklanıp küçülmeyiniz. Bilimsel kurulda görev alan, gönderilen her makaleyi zamanında ve titizlikle inceleyen arkadaşlarıma kalpten teşekkürler. Onlar öğretim üyeliğinin ne olduğunu çok iyi biliyorlar ve gereğini hakkınca yerine getiriyorlar.

Bu yazımdan sonra pek çok meslektaşımın incinip kırılacağını, gönül koyacağını görür gibi oluyorum. Öğretim üyeliğinin yüzde kaçını yapıyorlar? Ülkelerine ve Türk tıbbına gerçekten hizmet etmek istiyorlarsa, ünvanlarının gereğini yapsınlar. Kurullarımızda şimdiye kadar görev üstlenmemiş olan arkadaşlarım! Karşılık beklemeden, salt bilim için çalışacaksanız çekinmeden başvurunuz.
Sevgi ve saygılarımla.

Prof.Dr. Haldun GÜNER

Editör