E-ISSN: 2619-9467

Cover    
Year 2006 - Volume 16 - Issue 6

Open Access

Peer Reviewed

EDITORIALS
1204 Viewed

Editorials
Sayı Editöründen


Article Language: TR
Copyright Ⓒ 2020 by Türkiye Klinikleri. This is an open access article under the CC BY-NC-ND license (http://creativecommons.org/licenses/by-nc-nd/4.0/)
Sağlıkta neler oluyor?

Değerli meslektaşlarım, ülkemizde sağlık konularında, son iki yıldır çok önemli gelişmeler olmaktadır. Maalesef bu gelişmelerin çoğunluğu, olumsuz yönü, olumlu yönünden daha fazla olan gelişmeler. Adına bazılarının yenilik dedikleri karışıklıklar. Neresinden başlasam bilmem ki. Zar atar gibi düşünmeden ve acelece yapılan tayinlerinden mi? İmamdan hastane müdürü yapılanlardan mı? Bir gecede açılan şefliklerden mi, Ankara'da olduğu gibi, seçilmiş bazı hastanelerin, belli grupların hastanesi haline getirildiğinden mi? Bir gün ödeme listesinden çıkartılan, ertesi gün tekrar listeye alınan ilaçlardan mı, ihalelerde kayrılan eş dost şirketlerinden mi? Dilin kemiği yok yaz yaz bitmez.

Ben burada sizlerle, Maliye ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının, başta üniversite hastaneleri olmak üzere, devletin kendi resmi hastanelerini baltalama ve yıkmaya yönelik davranışlarını tartışmak ve konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Özetle konu şudur arkadaşlar: Devlet, devlete olan borcunu ödememekte, kendi resmi kurumları olan başta üniversite hastanelerinin giderek parasız kalıp ödemelerini yapamaz hale gelip güç durumda kalmasına seyirci kalmaktadır. Hani devletimiz, resmi hastanelerimizin, su, elektrik, telefon, atıklar, doğal gaz, temizlik, yemek, güvenlik gibi temel giderlerini diğer devlet dairelerine yaptığı gibi karşılıyor olsa. Yahu arkadaş ağlayıp durmayın, hiç olmazsa temel giderleriniz karşılanıyor, ekmek elden su gölden artık bir süre idare ediverin dersiniz de, maalesef onları bile karşılamıyor. İşin aslı tüm giderler, yaptığımız sağlık hizmetlerine karşılık fatura ettiğimiz ve ödenmesini beklediğimiz gelire bağlı.

Tıp fakültesi dekanları alacaklarını tahsil edebilmek için, Sosyal Güvenlik ve Maliye Bakanlıkları ile toplantılar yapıyorlar. Emekli Sandığı, öğretmenlerin topluca emeklilikleri neden gösterilerek, ödemelerini neredeyse durdurmuş durumda. Eczane ödemelerini geciktirmek için eczacılar sisteme girmesinler diye bilgisayarları kapatıyorlar. Sıkıysa elektriği bir ay ödeme, zart diye kesiverirler. Doğal gaz zaten peşin ödeniyor, ödemezsen kaloriferlerin yanmaz. Parasını ödemeden kaç gün yemek çıkartırsınız? Güvenlik, temizlik şirketleri paralarını almadan bir ay bile çalışanlarına maaş ödeyemez. Bazı firmalar ödemeleri aksıyor diye bazı kurumlara mal vermeye bile yanaşmıyorlar.

Yeni ihale kanunu nedeniyle, ihaleler zamanında yapılamıyor. Kazanamayan firma şikayet ettiğinde, ihale iptal oluyor. İlla da ucuzu alınacak diye, kalitesiz, standart dışı malzeme ve sterilliği kuşkulu cerrahi malzeme almak zorunda kalınıyor. Üstüne üstlük bu yıl Maliye Bakanlığı sağlık harcamalarında %25'in üzerinde indirim yaptı. Hastanelere ilaç, malzeme vermiş, cihaz satmış olan tüm firmalar aylarca paralarının ödenmesini bekliyorlar. Küçük firmaların bir kısmı çoktan batmış durumda, büyükler verip verdiklerine dünden pişman.

Bu arada bir başka komiklik: Üniversite hastaneleri üçüncü basamak sağlık hizmeti veren kurumlar. SSK'lı bir hasta elini kolunu sallaya sallaya özel hastanelere başvurabiliyor. Çünkü onlar ikinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlar. Devletin üniversite hastanelerine gidebilmesi için ise, illa da resmi bir sağlık kurumundan sevk alması gerekiyor. Sıkıysa kolay sevk alsın da bir görelim. Bunun sonu nereye varacak, henüz bir bilen yok. İpucu var da, bize mi tiyo veren yok, orası belli değil. Çaresiz bu filmi sonuna kadar seyredeceğiz.

Umarım ödemeleri geciktiren yetkililerimiz geceleri rahat uyuyorlardır. Günün birinde hastalanıp hastanelere geldiklerinde, kendilerinin sebep oldukları kısıntılar ve aksaklıklar nedeniyle, kör topal alabildikleri eksik sağlık hizmetlerinden şikayetçi olmazlar.

Saygılarımla.

Prof.Dr. Haldun GÜNER

Editör